Kurumsal dünyanın ritminden Bodrum’un sakinliğine ve stoneware çamurunun dayanıklı kırılganlığına uzanan bir yolculuk. Su Başkan, kusurları kabullenen ve doğanın detaylarından beslenen üretim pratiğini anlatıyor.

1. Bize biraz kendinden bahseder misin?
1988 Ankara doğumluyum. Çocukluğumun bir kısmını Suudi Arabistan’da geçirdim. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazanarak Türkiye’ye döndüm. Mezun olduktan sonra İstanbul’a yerleşip kurumsal şirketlerde çalışmaya başladım ve uzun yıllar yöneticilik yaptım. Pandemi döneminde Bodrum’a yerleşme kararı aldım. Farklı coğrafyalarda ve kültürlerde yaşamış olmak bana çok geniş bir bakış açısı ve deneyim kazandırdı. Bu birikim, doğru zamanda doğru yerde olduğumu hissettiğim Bodrum’da kendi atölyemi açmama vesile oldu. Çalışmalarıma Bodrum’da devam ediyorum.
2. Seramikle yolun nasıl kesişti? Bu yolculuğa başlama hikayen nedir?
Seramik planlı bir başlangıç değildi. Uzun süre farklı materyallerle çalıştım. Ancak çamura dokunduğum an, daha ilkel ve daha doğrudan, farklı bir duyguyla karşılaştım. Bu temas zamanla hem bir üretim biçimine hem de bir durma ve hissetme haline dönüştü.
3. Neden özellikle stoneware ile çalışmayı tercih ediyorsun?
Çok güçlü ve ağır bir malzeme, yüksek derecelerde fırınlanıyor. Hem çok dayanıklı hem de bir o kadar kırılgan. Bu gerilim beni cezbeden şey.
4. Üretim sürecinde seni en çok heyecanlandıran an hangisi?
Formun yavaş yavaş ortaya çıkışını izlemek. Üretirken bir sonraki projenin düşünceleri, tasarımları ve ona bir an önce başlama isteği oluşmaya başlıyor. Bu heyecan beni zinde tutuyor.
5. Atölyede çalışırken seni en çok ne motive eder?
Dış dünyayla bağım azalıyor ve kendi ritmimde kalabiliyorum. Bazen hiçbir şey yapmasam bile sadece atölyede bulunmak yetiyor.
6. Bu işi yapmanın en zorlayıcı tarafı nedir?
Pek güçlü tarafım olmayan sabır. Fırının içindekini bilmeden, kırık mı çıkacak, çatlak mı çıkacak görmeden, müdahale edebileceğin hiçbir şey olmadan uzun saatler açılmasını bekliyorsun. Süreç tamamen kontrolün dışında gelişiyor. Sürekli bir merak ve heyecan halindesin. Bu belirsizlik zorlayıcı olsa da beni bu işe bağlayan şeyin de bu olduğuna inanıyorum.
7. Bir parçanın bittiğine nasıl karar veriyorsun?
Net bir kriteri yok. Bir noktada artık daha fazlasına ihtiyaç olmadığını hissediyorum. Dokunma, bir şey ekleme diyorum kendime ve o an bittiğini söylüyorum.
8. İstediğin gibi olmayan veya kusurlu çıkan parçalarla ne yapıyorsun?
Hemen vedalaşmıyorum. Kenara ayırıp neler yapılabileceğini düşündüklerim de oluyor, dönüştürdüklerim de. Kusurlu parçaları bir başarısızlık olarak görmüyorum. Ne olduğunu anlamaya çalışıp o anlayışı bir sonraki projeme taşıyorum. Vedalaşmam gerekiyorsa da vedalaşıp sonrakine odaklanıyorum.
9. İlhamını genellikle nerelerden alıyorsun; günlük hayat, doğa, insanlar?
Doğanın kendisinden ama daha çok detaylarından. Bir köyde yaşadığım ve doğayla çok iç içe olduğum için şanslıyım. Her mevsimin bıraktığı izleri, renkleri, dokuları, yüzeyleri ve dönüşümleri neredeyse doğrudan gözlemleyebiliyorum. Bu gözlemler yavaş yavaş işlerimde yerini buluyor.
10. Şu an bu işten hayatını kazanabiliyor musun?
Bence bu soruyu iki aşamalı cevaplamak gerekiyor; çünkü sanattan para kazanmakla hayatını tamamen sanatla idame ettirmek aynı şey değil. Sanattan para kazanıyor muyum? Evet. Hayatımı tamamen sanatla idame ettirebiliyor muyum? Hayır. Türkiye’de sanatın ve sanatçının yeterince desteklendiğini veya değer gördüğünü düşünmüyorum. Bu sebeple belli bir noktaya gelene kadar sadece sanatsal üretimle hayat kazanmak pek kolay değil. Bu yüzden zaman zaman kendi çizgimin dışına çıkmadan, sipariş üzerine işler yaparak ek bir kazanç alanı oluşturuyorum.
11. Sanattan para kazanmanın üretim sürecine nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsun?
Olumlu bir etkisi var. Sanatın hem maddi hem manevi olarak değer gördüğünü görmek gelecek için bana umut veriyor.
12. İnsanların işlerine verdikleri tepkiler sana neler hissettiriyor?
Anlatmak istediğim şeyin anlaşıldığını duyduğumda mutlu oluyorum. İşlere dokunma istekleri veya karşısında vakit geçirmeleri tabii ki memnuniyet verici. Eleştirel tepkiler ise gelişimime katkı sağlıyor.
13. Şimdiye kadar aldığın en unutulmaz geri bildirim nedir?
Bir izleyicinin “İşleriniz çok rahatsız edici” demesiydi. Bunu olumsuz bir eleştiri olarak değil, aksine bir iltifat olarak söylemişti. Aklımda kalan budur.
14. Yeni başlayan birine mutlaka söylemek istediğin bir şey olur mu?
Her ne olursa olsun devam et.
15. Gelecek için planların neler?
Çamur dışında farklı disiplinlerde projeler geliştirmeyi planlıyorum. Bir de atölyemi yaşayan, kolektif, paylaşımlı bir alana dönüştürmek istiyorum.