Silvia Corti ve Dafne Plaja tarafından kurulan Arthesis Lab, sanatsal pratiği nesne üretiminden kopararak paylaşılan bir deneyime dönüştürüyor. Sürecin, malzemenin ve kolektif ritmin öne çıktığı bu metodolojide, önceden tanımlanmış sonuçların baskısı ortadan kalkıyor.

Arthesis Lab, sanat ve ilişkisel pratiklerin kesişim noktasında faaliyet gösteriyor gibi görünüyor. Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Arthesis Lab, sanatsal pratiğin paylaşılan bir sürece dönüştüğü bir alan. Nesne üretmekle ilgilenmiyoruz; amacımız insanların jest, renk ve formla ilişki kurabileceği koşulları yaratmak. Temel niyetimiz, deneyimin önceden tanımlanmış bir sonucun baskısı olmadan, eylem aracılığıyla şekillenebileceği bir alan açmak. Önemli olan neyin yaratıldığı değil, dikkatin, etkileşimin ve mekan içinde gelişen dinamiklerin yardımıyla onun nasıl ortaya çıktığıdır. Arthesis Lab; sanatsal düşüncenin farklı bağlamlarda nasıl erişilebilir, ilişkisel ve aktif hale gelebileceğini keşfetmenin bir yolu olarak Silvia Corti ve Dafne Plaja tarafından geliştirildi.
Çalışmalarınız sonuca değil sürece vurgu yapıyor. Süreç odaklı bir alan yaratmak pratikte ne anlama geliyor?
Bizim için sürece odaklanmak, önceden belirlenmiş bir hedef veya sonuçtan ziyade deneyimden yola çıkmak anlamına geliyor. İnsanların ne yaptıklarını ya da bunun neye dönüşmesi gerektiğini önceden tanımlamaya ihtiyaç duymadan malzemelerle, jestlerle ve görsel unsurlarla etkileşime girebilecekleri durumlar yaratıyoruz. Süreç, yoruma göre değil, dikkate göre yönlendirilir; çalışırken neyin göründüğü, neyin kaydığı ve neyin algılanabilir hale geldiği esastır. Bu anlamda mekan, bir şey üretmek için değil, bir şeyin gerçekleşmesine izin vermek için yapılandırılmıştır. Şekil alan şey önceden belirlenmez; kişinin, malzemelerin ve bizim yarattığımız koşulların karşılaşmasıyla ortaya çıkar.
Atölyeleriniz sanatsal geçmişi olmayan kişilere de açık. Birinin kendini engellenmiş hissetmeden sürece dahil olmasını ne sağlıyor?
İnsanlarda blokaj yaratan şey genellikle yetenek eksikliği değil, anlamlı veya "doğru" bir şey üretmek zorunda olma beklentisidir. Arthesis Lab'de odağı sonuçtan deneyime kaydırarak bu baskıyı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Sürece katılım, basit ama kesin giriş noktalarıyla gerçekleşir; kişinin önceden hiçbir şeyi tanımlamak zorunda kalmadan başlamasını sağlayan bir jest, bir renk, bir soru veya küçük bir eylem. Bu bağlamda, genellikle süreci talimatlar yerine açık uçlu sorularla yönlendiren soru temelli bir kart seti olan Le Carte dell’Ascolto gibi araçlarla çalışıyoruz. Bu araçlar insanlara ne yapacaklarını söylemez, sadece başlayabilecekleri koşulları yaratır; ve oradan, bir şeyler yavaş yavaş şekil alabilir.
Arthesis Lab bünyesinde yapılandırılmış araçlar ve formatlar geliştirdiniz. Bu unsurlar pratiğinizle nasıl bir ilişki kuruyor?
Geliştirdiğimiz araçlar pratikten ayrı değil, doğrudan pratiğin içinden doğuyor. Zamanla, deneyimi farklı bağlamlarda paylaşılabilecek ve yeniden etkinleştirilebilecek formlara dönüştürmenin bir yolu olarak belirli yapılar şekillendi. Pratik yoluyla geliştirilen bir dizi yapılandırılmış atölye çalışmasını bir araya getiren Praticamente. Manuale pratico di Arteterapia buna bir örnektir. Bunlar sabit egzersizler değil, kullanıldıkları bağlamın getirdiği durumlara karşı belirli bir esneklik ve duyarlılık derecesini koruyan açık çerçevelerdir. Bizim ilgilendiğimiz şey uygulanacak bir yöntem yaratmak değil, süreci kapatmadan erişilebilir kılmak; her durumun canlı, özgül ve ilişkisel kalmasını sağlamaktır.
Arthesis Lab kendisini sanatsal ve kolektif pratiklere göre nasıl konumlandırıyor?
Arthesis Lab kendisini geleneksel bir sanatsal pratik olarak konumlandırmadığı gibi, tamamen terapötik bir bağlam olarak da görmez. Sanatsal düşüncenin nesneler üretmek yerine deneyimi harekete geçirmenin bir yolu haline geldiği iki arada bir alanda faaliyet gösterir. Bizim ilgilendiğimiz, süreçlerin kolektif olarak paylaşılabileceği, gözlemlenebileceği ve dönüştürülebileceği koşulları yaratmaktır. Bu anlamda, çalışmayı birden fazla perspektife açan formatlar geliştirmekle de ilgileniyoruz; farklı pratiklerin ve yaklaşımların tek bir çerçeveye indirgenmeden birbiriyle ilişki kurabileceği alanlar. Arthesis Lab sabit bir formatla değil, uyum sağlama ve etkileşim yoluyla bir şeylerin ortaya çıkabileceği durumlar yaratma yeteneğiyle tanımlanır.
Bir seans sırasında grup dinamiği içinde neler yaşanıyor? İlişkiler süreci nasıl etkiliyor?
Grup sadece bir arka plan değil, sürecin aktif bir parçasıdır. Yaşananlar tamamen öngörebileceğimiz bir şey değil; etkileşimler, ritimler ve her insanın malzemelerle kurduğu farklı ilişki biçimleri aracılığıyla organik olarak ortaya çıkıyor. Bireysel ve kolektif boyutlar arasında sürekli bir alışveriş var. Bir kişinin yaptıkları, diğerlerinin algısını ve eylemlerini etkileyebilir, bu da incelikli bağlantılardan oluşan bir alan yaratır. Grubu ortak bir sonuca doğru yönlendirmiyoruz, aksine bu dinamiklerin yönetilmeden veya yorumlanmadan yön bulabileceği bir alanı açık tutuyoruz. Bu anlamda grup, her varlığın deneyimi şekillendirmeye katkıda bulunduğu canlı bir sisteme dönüşüyor.
Eğer Arthesis Lab bir düşünme biçimi olarak tanımlansaydı, neyi açmaya veya dönüştürmeye çalışıyor olurdu?
Arthesis Lab, odağı yorumdan deneyime kaydıran bir düşünme biçimi. Açıklamayı ya da çözmeyi amaçlamaz; bir şeyin algılanabileceği, onunla karşılaşılabileceği ve şekil almasına izin verileceği bir alan açmayı hedefler. Dönüştürmeye çalıştığı şey kişinin kendisi değil, deneyimin ortaya çıktığı koşullardır; dikkatin, mevcudiyetin ve ilişkinin aktif hale gelebileceği durumlar yaratmaktır. Bu anlamda mesele bir sonuca ulaşmak değil, anlamın sabit kalmayıp sürekli olarak filizlendiği, henüz açık olan bir sürecin içinde kalabilmektir.