Ressam ve akademisyen Deniz Kireç, siyah, beyaz ve altının hakimiyetindeki dışavurumcu dünyasının kapılarını aralıyor. Sanatı bir "akış" hali olarak tanımlayan Kireç ile sezgisel üretim sürecini ve sembolizmin izlerini konuştuk.

Deniz Kirec: “Sanat, İç Dünyamı Yansıttığım Bir İfade Biçimi”
1- Kendinizden biraz kısaca bahsedebilir misiniz?
Merhaba. Adım Deniz Kirec. Akademisyen ve ressamım, Şişli’de ikamet etmekteyim. Lisansımı Mimar Sinan Üniversitesi’nde, yüksek lisansımı Parsons School of Design’da ve doktoramı Işık Üniversitesi’nde tamamladım.
2- Tarzınızı biraz tanımlar mısınız? (Sanatsal olarak)Resimlerimde dışavurumcu ve sembolist bir tarz var. Siyah, beyaz ve altın renklerini yoğun olarak kullanıyorum.Sanat benim için bir ifade biçimi. Kendimi rahat ettiğim ve iç dünyamı yansıttığım bir alan.Tamamlanmadığını hissettiğim bir işim olmadı ama daha hafif hissettiğim çalışmalarım oldu. Bu yüzden ikinci koleksiyon daha hafif diyebilirim.Tamamlanmış bir eser benim için sanatçının baktığı zaman hissettiği bir şeydir, bunun kesin bir formülü yok.Geçmişte bana ilham veren benden yaşça büyük ve küçük birçok kişi oldu hayatımda. Resim yapmaya ortaokulda başladım ve ortaokul öğretmenimin her resmimi sınıfta asmasını hiç unutamam. Atölye hocalarım ve doktora hocalarım da benim için çok değerli ve ilham verici oldular.Sanatımı yaratırken açıkçası yalnız kalmayı çok tercih ederim.Yaşamımda bazı dönüm noktaları sanatsal perspektifime yeni bakış açıları kazandırdı. Özellikle renk kullanımı konusunda etkili oldular.Son zamanlarda beni etkileyen kitaplar arasında , ve var.(Bu soruya doğrudan bir cevap verilmemiş.)Açıkçası bence sonuç zaten sürecin kendisi. Flow dediğimiz, yaratırken zamanı unutma ve yoğun konsantrasyon hali bana çok ait bir durum. Hiperaktivitem olduğu için yaptığım şeyi seviyorsam saatlerce hiç durmadan çalışabiliyorum.Yaşamımdaki bazı dönemler ve deneyimler özellikle renk kullanımı konusunda çalışmalarımı etkiledi.Evet, sonuç aslında sürecin kendisi. Yaratırken yaşanan o “flow” hali, zamanı unutma ve tamamen işe odaklanma durumu benim için çok güçlü bir deneyim.Evet. Çalışmalarımda sezgi her zaman vardır. İnteraktif painting dediğimiz sezgisel bir çalışma tarzım var. Planlama yapmadan ya da eskiz hazırlamadan, resimlerim tamamen tuval üzerinde şekillenir.Sanırım herkes bir sanat eserine baktığında kendinden, deneyimlerinden ve hatta travmalarından bir parça bulur. Benim en hoşuma giden anlardan biri, bir sergide arkadaşımın yedi yaşındaki oğlunun resimlerime uzun uzun bakıp oldukça entelektüel yorumlar yapmasıydı.Caz, blues ve klasik müzik. Hatta bir dönem Boğaziçi Caz Orkestrası’nda da bulundum.Anna Karenina, Görünmez Kentler ve Sanatın Öyküsü.Spagetti, sarma ve sushi.Şarkı söylemek, resim yapmak ve dans etmek.Paris, Venedik ve Çanakkale.Sanat aynı zamanda bir yatırım aracıdır. Bundan on yıl önce daha çok yabancı yatırımcılar vardı. Sonrasında İstanbul’daki bazı bölgelerde devlet teşvikleriyle renovasyonlar yapıldı ve sanat piyasası giderek değişip gelişti.Bence her alanda olduğu gibi, şanslıysanız ve para kazanmayı biliyorsanız her zaman para vardır. Para kazanmak kadar o parayı doğru değerlendirmek ve doğru yatırımlar yapmak da çok önemlidir.Sanatta da para var. Ancak küçük düşünmemek, kaliteli malzeme kullanmak ve kaliteli isimlerle çalışmak bu konuda çok önemli. Seçici olmak gerekir.Bunun bir yolculuk ve süreç olduğunu her zaman akıllarında tutmaları gerekir. Son derece sabırlı olmalı, doğru ve hedef odaklı çalışmalı, ulaşmak istedikleri şeyi net bir şekilde belirlemelidirler. En önemlisi de çabuk vazgeçmemeliler.